Portre modeli olarak Marie Antoinette; devrim öncesi sanatında bir ünlü

Marie Antoinette, son Fransa Kraliçesi, adı dillere pelesenk olmuş eski bir Avusturya Prensesi…

Kraliçe Marie, skandallarla anılıyor biliyorsunuz. Söylenenlerin birçoğunun spekülasyon olduğu günümüzde kabul edilse de o hep zevk-ü sefa insanı olarak hatırlandı.

Ünlü “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözünün ise ona ait olduğu kanıtlanamadı. Ama bu cümleyi

Stefan Zweig “Marie Antoinette, Vasat Bir Karakterin Portresi” adlı kitabında kendisi için şöyle diyor:

“Marie Antoinette ne hanedanın çizmeye çalıştığı gibi kutsal bir ilahi bir varlık, ne de ihtilalcilerin savunduğu gibi düşkün bir kadın değildi. Marie Antoinette, sıradan bir insandı. Bugün yaşayan ve yarın yaşayacak kadınlardan farklı değildi. Ne şeytani düşünceleri ne de kahramanlık duyguları vardı. Sözün kısası bir trajedi kahramanına benzemiyordu.”

F39FCF9D-EBDF-475C-8599-DE0F8D399D79

Kraliçe’nin tarihsel şahsiyeti hakkında yazılıp çizilmiş ciltlerce kitap, binlerce belge vardır. Hayatı ve ahlaki boyutu bunca tartışılırken hepinizin gözüne bir yerlerde ona ait otoportreler çarpmıştır. Ben sanat tarihi içinde kendine edindiği yerde Kraliçe etkisi hissedilen bir isimden bahsedeceğim.

Élisabeth Vigée Le Brun, ünlü Marie Antoinette resimlerinin ve muhteşem otoportrelerin Fransız ressamı.

Dönem Fransa’sında resimlerinin ünü duyulmaya başladıktan sonra Marie Antoinette’nin bir portresini yapması için Versailles’e çağrılıyor. Kraliçe kendisinden çok etkileniyor ve hamisi oluyor. Hem kendisinin hem de ailesinin diğer mensuplarının da portrelerini yapması için ressamı görevlendiriyor.

Erkek egemen bir toplumda Le Brun’un bu kadar iş alabilmesi Kraliçe sayesinde mümkün olmuş. Kraliyet Akademisi’nin resim ve heykel bölümüne üye olan ressamın bu girişimi yöneticiler tarafından hoş karşılanmamış. Ama Marie Antoinette’in emri ile kabul etmek zorunda kalmışlar.

Devrim sonrası İtalya’ya kaçtığı ve orada da hayranlık uyandıran işler çıkardığı biliniyor. Daha sonra ülkeye döndüğünde ise vatandaşlık haklarını kaybettiğini öğreniyor, bir süre sürgün hayatı yaşıyor ama sanat camiasının önde gelenlerinin referansı ile haklarını kazanıp tekrar ülkeye dönüyor.

Çok özel iki işini bulacaksanız aşağıda. Biri bir Antoinette portresi diğeri de sanatçının muhteşem otoportresi.

Self-portrait in a straw hat

D47E77E1-D5DE-4E07-AAB0-E60882C16468

Bu harika kadın portresi devrimden sadece sekiz yıl önce yapılmış. Ne kadar modern, güçlü, güvenli ve çekici görünüyor. Resimdeki kadına hayran olmamak elde değil. Olabildiğine çarpıcı ama bir o kadar da doğal.
Göz alıcı şapka dikkatini bana ver diyor, sadece bana…

Marie Antoinette

EA592C61-B8F5-4BF7-BD88-F2780DB40EC6

Sanatçı buna benzer onlarca Kraliçe portresi yapmış. Hepsi de çok keyiflidir.

Brun’un şöyle bir anekdotu var;

Bir gün Kraliçe’ye başının duruşunun asaletine katkı sağladığını söyleme cüretinde bulundum. O da bana” Kraliçe olmasam bunu değil, küstah derlerdi” diye cevap verdi.

Eğer sevdiyseniz tüm Brun işlerini  şuradan görebilirsiniz. Rokoko portreleri seviyorsanız beğeneceğinizden eminim.

Keyifli bir hafta sonu dilerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close