Bayım, bir günaydınlık vaktiniz var mıydı?

Günaydın!

Kelimeyi yazarken denedim; söylemesi bir saniye sürüyor. Zor değil yani. Peki kullanımı neden bu kadar az dersiniz?

73A7BDDA-5739-4C7B-8A27-31F045BE2D22

Ben bu konu üzerine dönem dönem düşünüyorum ve bu düşünceler genelde günaydınlarımın havada kaldığı zamanlara denk geliyor. Bugün ise tam aksi durumlarla karşılaştığım için üzerine yazmak istedim.

Sabahları tanıdık, tanımadık birçok insanla karşılaşıyoruz. Asansörde, yolda, merdivende, durakta, şirkette, okulda, koşuda… Düşünebilen, medeni hayvanlar olarak bazı yetilere sahip olmamız gerekir; selamlaşabilmek gibi. Ama selam  vermiyoruz hatta bazen almıyoruz bile.

Hemen hepimiz için sabahlar zordur; uyanmak zordur, başlamak zordur, işe gelmek zordur. Bu yüzden en huysuz zamanlarımız sabah saatleridir genelde. Yine de minicik bir alanda -asansör, ofisin bir odası- karşılaştığımız birine günaydın demek ne kadar yorucu olabilir?

Bazı sabahlar ofise girdiğimizde günaydınımızın havada asılı kaldığı sonra tuz buz olarak yere düşüp parçalandığı olmuştur. Ya da koridorda biriyle karşılaştığımız ama gözgöze gelmemize rağmen selamlaşmak yerine omuz omuza geçtiğimiz anlar yaşamışızdır. En medeni(!) hayvan olan bizler bu durumu nasıl böylesine içselleştirebildik?

Tanıdık ya da tanımadık -ama özellikle tanımadık- birinden gelen güleç bir günaydının iyi hissettirmeyeceği biri olacağını sanmıyorum. Bence hepimize enerji yükleyen bir şey bu. Güleryüz zaten her zaman, her koşulda iş yapar; üstüne bir de günaydın iğneleyince bence tadından yenmiyor.

 

D0F4767A-6C54-4B32-B4E4-CCF209512672

Bu sabah, biraz şaşırtıcı aynı zamanda çok sevimli bulduğum bir deneyim yaşadım. Erken saatte yürüyüşe çıktım. Biliyorum bu kısmı kulağa çok havalı geliyor; her sabah kalkıp koşuyormuşum izlenimi verdiğinin farkındayım:) Tam olarak öyle değil ama konumuz da bu değil zaten. Yürüyüşe başladığım sırada bisikletli bir teyze bana gülümsedi “günaydın deniz, günaydın doğa, günaydın yemyeşil çimler” dedi ve gitti.  O an neler hissettiğimi tahmin edebilir misiniz bilmiyorum ama suratıma dev bir gülümseme kondurdu. Yürüyüşe devam ettim; yürüyen, koşan birçok insanla karşılaştım ve üç dört kişiden günaydın aldım, verdim. Orada bir paylaşım içindeydik ve tanışmasak da selamı hak ettiğimizi düşünüyorduk sanki. Çok basit görünüyor biliyorum ama etkisi öyle büyük oldu ki beni bu yazıyı yazmak için motive etti.

80AF06ED-0206-4A78-BF6F-D9A2A98E4EC4
Yürüyüş yaptığım yer burası. Nefis, değil mi?

Demem o ki, dar alanda yaşanan selamsız geçişler hatta cevapsız selamlar ne derece öfkelendiriyorsa bizi; verilen, alınan günaydınlar da o derece yukarı taşıyor duygu durumumuzu.

Benim, sistemlerin kişileri kötüye dönüştürme eğilimi olduğuna dair bir tezim var. Bir ara ondan da bahsedeceğim. Şunu diyorum özet olarak;

Koridorda Ayşe ile karşılaştınız. “günaydın” dediniz, Ayşe cevaplamadı. Asık suratıyla yoluna devam etti ya da belki gözüyle selamladı ama cevap vermedi. Bozuldunuz ama çok da üzerinde durmadınız. Ertesi gün yine benzer bir şey yaşadınız. Üçüncü gün siz de “günaydın” demediniz ve fark edip onun demesini beklediniz. Yine olmadı. Bu durumdaki muhtemel senaryo bundan sonra Ayşe ile birbirinize pis pis bakarak, omuz omuza geçeceğinizdir. Sistem iyiyi kötüye benzetir. 

Günaydın! Sadece bir saniye sürüyor. Ama sonuçlar nedenlerden daha büyük etki yaratabilir. Bence deneyelim sonra arkamıza yaslanıp sonuçları izleyebiliriz.

Sevgiler

 

 

 

 

 

 

 

Bayım, bir günaydınlık vaktiniz var mıydı?” için 3 yorum

  1. Günaydın Aydın… İki kere Aydın demek insana garip gelebiliyor. Bisikletle işe gidip geldiğim her sabah sahilde gördüğüm bisikletli ya da yaya herkese günaydın der ya da selam veririm, hatta yaptıkları her ne ise thumbs up denen, tebrik hareketi bile yaparım, spor yapmanın, o saatte dışarıda olanların gurur olarak karşılıksız kalmaz bunlar. Ama asıl mesele kişisel alan mahremiyetinin yerle yeksan olduğu şehir koşturmacasında bu çok zor… Vapura binip oturduğum da karşımda biri varsa gün ışığına göre selam veririm, karşılık mı hepsi havada asılı kaldı. Özellikle kadınların yaşadığı gerginlik çok daha fazla ve tepki de kalkıp gitmek… Yaş ilerledikçe yaşam tecrübesi de arttığı için verdiğim tüm selam ve gün ışığı karşılama sözcükleri karşılık buldu, laf lafı açtı ve bazen altı noktaya da gerek kalmadan karşımdaki kişi ile evrende buluştuk, tanıştık. Ama bu 20-40 yaş arası çok zor ve asıl bahar da bu zamanlar değil mi, biriyle konuşmanın, yeni biriyle tanışmanın çok zor olduğu anlar?

    Günaydın Aydın demeye devam.

    Liked by 1 kişi

    1. Aydın adlı birine hiç günaydın dememişim; şimdi sen yazınca fark ettim:)

      Liked by 1 kişi

      1. Zaman içinde demek üzere…

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close