Evliler, bekarlar sağ; boşananlar sol kapıdan lütfen!

Boşanma; müşterek bir hayat kurduğunuz, aile olduğunuz hatta bir olmaya karar verdiğiniz, ömür boyunca “Evet, yanyana yürümek istiyorum” dediğiniz kişiden ayrılmanızı ifade eden bir kavram. Yani ziyadesiyle güç, sancılı ve travmatik.

Kimisi için “Oh!Kurtuldum” iken, kimisi için “Ben bundan sonra ne yapacağım?” olgusu.

Konu üzerine benim de söylemek istediklerim var. Uzun bir yazı olacak; uyarmadı demeyin.

divorce

Kültürel kodlarımız üzerine bir kaç tespitimden bahsederek başlayayım; boşanmanın yarattığı ruhsal sancılara daha sonra değineceğim ama yazı beni nereye götürür şu an kestiremiyorum. Birlikte görürüz.

Bizim toplumun kültürel genetiğinde “boşanmış kadın”, “dul kadın”, “boşanmış kadınla evlenmek” gibi kavramlar var. Bakın dul adam yok, boşanmış adam yok; kadın var.

Cinsiyetçi bir yazı yazma niyetinde değilim öncelikle bunu belirteyim ama söylem bazen bu tarafa kayacaktır. Toplumuzun gerçeği bu. Kabul etmek ya da duymak istemememiz bunu değiştirmiyor. Kadın boşandıktan sonra eksik, defolu, arızalı muamelesi görürken erkek yoluna sıfır noktasından devam edebiliyor. 

woman-3711719_1280

Boşanan kadının tekrar evlenmesi üzerine herkesin söyleyecek bir sözü var. Boşanmış kadınlarla alakalı konuşmak bize magazinel rahatlama veriyor sanırım. Bu konu üzerinde herkes uzman, herkes bilirkişi.

“Ben seni kirli geçmişinden kurtardım Afitap!”

Türk filmlerinden aşina olduğumuz bu cümle boşanmış kadınlar tekrar evlenirken de sandıktan çıkıyor. Bu kadınlarla evlenmek lütuf ya da fedakarlıklara tabii bir eylem olarak sunuluyor. 

vesik

Sanal ortamda herkes kahraman, herkes cesur yürek biliyorsunuz. Anonim kimliklerin ardından konuşmanın daha kolay ve teşvik edici olduğu üzerine yapılmış bilimsel çalışmalardan bahsetmiştim bir önceki yazımda. Buradan ulaşabilirsiniz okumadı iseniz.

Etkileşimli forumlarda, sözlüklerde de bu konu pek seviliyor. Herkesin o kadar çok söyleyecek sözü var, herkes o kadar hevesli ki kendinizi epey değerli hissediyorsunuz:)

Bazen çok yaratıcı benzetmelere denk geliyorum. Biri boşanmış kadınları “hela mermeri”ne benzetmişti. Bu ifade aklımda kalmış nedense. Komik de bir yandan tabii, akılda kalıcılığı yüksek oluyor o zaman. Eski bir sözlük yazarı olarak kolay gaza geldiğim, öfkemi klavyeden boşalttığım oluyordu. Sonra alıştım ve sakinleştim ama yine de kalbimin kırıldığı zamanlar olmadı diyemem.

Bu sanal ortamların, ülkenin izdüşümü olduğuna inanıyorum. Gizli kimlikler ardından yapılan linçler, aşağılamalar, harika tespitler toplumunuzun çürük kesiminin yansıması.

Boşanmak, medeni bir hal değildir. Kişiler evli ya da bekar olurlar. Boşanmış diye bir medeni statü yoktur kaldı ki biz boşanmış olanlar bekarız demeyiz genelde boşandım deriz. Çünkü bu utanılacak bir şey değildir. Hatta benim sosyal çevremde bu bir dalga geçme unsuruna dönmüştür. “Ben sıramı savdım, sıra gençlerde” cümlesine eşlik eden kahkahalara sarılmış sohbetlere çok rastlanır aramızda. Şükür ki bu durum böyledir. Ailemden ve seçilmiş çevremden yana çok şanslı bir kadınım. Bu yüzden çok minnettarım.

Savunma yapar gibi görünmeden -savunma yapmam gereken bir durumda değilim-  söylemem gereken bir şey var:

Boşanmış bir kadını tekrar evlenmeye ikna etmesi gereken üzgünüm ama karşı taraftır:) 

Yani kadının sizinle evlenmeyi seçmesi, sizin onu seçmenizden daha düşük bir olasılık.
Muhtemelen tanımlanmış beklentilerini yönetebilen ve ne istediği bilen, geçmişe göre daha güçlü bir kadınla karşı karşıyasınız. Bir kere hayal kırıklığı yaşamış ve bu yüzden mutsuz olmuş biri savunma mekanizmalarını da muhtemelen tam güç çalıştırıyordur artık. Eskisi gibi pembe hayallerinin peşinden gitmesi oldukça zor. 

Ama burada söylemek istediğim boşanmış kadınların birer azize olduğu değil. Belki de korkunç bir şey yaptı; belki de kötü bir insan; belki de belki de onlarca neden…
Mevzu iyilik kötülük mevzusu değildir. Mevzu boşanmanın bir eylemin sıfatı olduğu ama bir medeni statü olmadığıdır.

Bahse konu kadın, sizin seveceğiniz kadın değilse evlenmeyin.
Bahse konu kadın, boşanmış olduğu için seveceğiniz kadın değilse o zaman üzüleceğim kadın değil siz olacaksınız çünkü hayatınız hep başkaları için yaşanıyor olacak.

couple-260899_1280

Aslında bu durumu tartışıyor olmamız bile utanç verici. Sarı saçlı bir kadınla evlenmek, kısa boylu bir kadınla evlenmek, kahverengi gözlü bir kadınla evlenmek hususunda tartışma var mı? Yok.
Ama bu var ise siz bu kadınları ötekileştiriyorsunuz demektir.
Yapmayın, çünkü doğru değil.
Az önce yukarıda toplumun çürük kesiminin bir izdüşümü diye bir ifade kullandım ama bu toplum geneline o kadar yayılmış bir şey ki kimlerin bu konuda ön yargı geliştirdiğini duysanız inanmakta güçlük çekersiniz. “Aydın kimdir?” sorusunu bir daha yanıtlamamız gerekir.

Daha geçenlerde işyerinde bir diyalog yaşadık.
Bir müşteriden bahsediyorduk ve arkadaş  “O kadın zaten boşanmış ” dedi. Bunu dediği an suratındaki “Ne dedim ben!” paniğini gördüm ama o cümle kurulmuştu bir kere.
Kelimeler ağızdan çıktıktan sonra efendimiz olurlar, bunu unutmayalım dostlar.

Bu konuyu dağıtmadan, yan yollara sapmadan anlatmaya çalışmak çok zor. Ama bence siz anladınız beni.
Kötü insanlar olmayalım diyorum sadece, hayat öyle hepimize daha zor.

woman-1006100_1280

İşin toplumsal boyutu tahminimden fazla uzadı. Duygusal boyutuna girene kadar okuyucuları kaybetmiş olabilirim:)

Boşanmalar iki türlü yaşanıyor bence; kurtulunanlar ve üzüntü verenler şeklinde.

Arkasında dramatik bir hikaye, aldatma, saygısızlık, kırgınlık, acı, hayal kırıklığı yatan ilişkiler bittiğinde sanırım sadece rahatlama veriyordur.

“Artık özgürüm, kurtuldum.”

Ama gerekçesi böyle bir sebebe dayanmayanlar, sadece kronik bir mutsuzluğa neden olduğu için karşılıklı anlaşma ile sonlandırılanlar rahatlama değil hüzün veriyor.

“Neden bu bize oldu? Neyi başaramadık? En azından dost olmayı başaralım.”

Aslında büyük tartışmalar ve hayal kırıklıkları sonrasında “Yeter ki hayatımdan çıksın ve kurtulayım” duygusuyla yapılmamışsa daha zor olan bir eylem bu. Hikayesi kötü olsa adliyeden çıkıp parti verirsiniz mesela:)
Her boşanma tarafların karşılıklı nefretiyle gerçekleşmiyor. Artık eğlenmediğinizi, ortak zamandan keyif almadığınızı, mutsuz olduğunuzu anladığınızda da kavgasız gürültüsüz ama son derece hüzünlü ayrılabiliyorsunuz.

sad-505857_1280saduy-2617866_1280

 

Bunun kolay alınan bir karar olmadığını belirteyim öncelikle. İlk dava açtığımızda birbirimize kıyıp da gidememiştik. İkinci sefer gidebildik çünkü tartışılacak yanı kalmamış bir mutsuzluk içindeydik. Sarılarak gittik; hakimin manasız birkaç sorusuna birbirimize göz kırparak cevap verdik ve sarılarak çıktık. Herkes şaşkınlıkla bize bakıyordu çünkü hep çekişmeli davaların tarafları vardı adliyede.
Ama ne kadar iyi(!) bitirsek de en nihayetinde boşanmıştık ve artık biz değildik. Bu sebeple iyi ve güzel boşanma diye bir şeyden bahsetmek çok da anlamlı olmayabilir.

Sonrasında yaşanan duygusal boşluk, acı ve travmadan bahsetmeyeceğim çünkü bu çok özel ve derin bir mevzu. Sanırım içerilerde kalması daha uygun olacak.

Süreç şöyle işliyor; çok kısa bir süre sonra insanların korkunç derecede manasız soruları ve yorumlarıyla karşılaşıyorsunuz ve bunlar uzunca bir süre kesilmiyor.

“Sen mi istedin, herhalde karşı taraf istedi, barışmak ister misin, öyle bir talep gelse tekrar evlenirsin değil mi? Aldatma falan mı var? Şiddet mi peki?” gibi gibi…

Kimseyi hiçbir şeye ikna etmek zorunda değildim, detay vermek zorunda da değildim. Ama herkes her şeyi kendi üstüne vazife biliyor. Bu da sizi konuşmaya zorluyor.

Çocuğunuzun olması ya da olmaması da sevilen magazin malzemesi ama o apayrı bir tartışmanın konusu. Bu konuda son derece insafsız mizaçtayız Türk insanı olarak.

Kimse bir kadının tekrar evlenmeden de hayatını idame ettirebileceğini düşünmüyor. “Yine evlenirsin merak etme sen” yorumları yapılıyor. Merak etmek mi?

Neden yeniden evlenmek zorunda olayım? Belki yine aşık olurum; belki yine evlenirim bilemiyorum, büyük laflar etmek çok doğru değil. Ama hayatım buna odaklı değil. Neden boşanmış bir kadına tekrar evlenmek zorunda olan kadın muamelesi yapılıyor? Evlenmek zorunda değil, değilsiniz, değiliz.

Neden insanları kendi hallerine bırakamıyoruz? Neden mutlaka konuşturmaya, hayatlarını kurcalamaya çalışıyoruz? Kategorize etmek zorunda mıyız kadınları evliler, bekarlar ve boşanmış olanlar diye? Ben kendimi sadece kadın sınıfına ait hissediyorum. bunun dışında bir alt kategoriye sokulmayı da reddediyorum.

Boşanmak kesinlikle çok zor bir süreç, nefret ederek ayrılsanız da dost kalabilecek olsanız da farklı zorlukları var.

Evet, kimse kimseyi anlamak zorunda değil ama hayatımız hakkında bu kadar konuşulması bizi rahatsız ediyor.

Saygıyla sonlanan bir ilişkinin taraflarından biri olarak eski eşle dost kalmak üzerine de söyleyeceklerim var biraz.

Bu konu ile ilgili genellikle eleştiriliyorum. Birçok insan bu durumu kabul edilebilir bulmuyor.
Ama özellikle bir tanesinin sorduğu bir soru zihnimde şimşekler çakmasına neden olduğu için bakış açımı biraz değiştirdi.

Biz boşanma sonrası düzenli olarak görüşen garip(!) çiftlerdeniz.
Kendisinin bir sevgilisi var ama o konuyu kendi aramızda pek konuşmuyoruz. Var olduğunu biliyorum ama hep beraber takılmıyoruz; henüz o kadar Norveçli değiliz:)

Görüşme rutinlerini boşandığımızdan beri dönem dönem yapıyoruz ve ben sıklıkla bu yüzden eleştiriliyorum. Hak vermiyor da değilim aslında, çok kabul edilebilir görünmediğinin farkındayım ama her ilişkinin kendi içinde dinamikleri var. Biz dost kalabildik.

Ama bir gün bir arkadaşım bana şunu sordu:

– Dün akşam seninle yemek yediğinden sevgilisinin haberi var mı sence?

Bilmem. Hiç sormadım, sormak da aklıma dahi gelmedi. Ama bence bu çok çarpıcı bir soruydu.
Haberi var mıdır? diye düşündüm ve olmadığına karar verdim.
Bu durumda sorulması gereken belki de şuydu; başka bir ilişkinin varlığında eski eşler dost kalabilir mi?

Sadece arada çocuk olmadığı için görüşülmemesi gereken eski eş miydim? Saklanması gereken bir ikinci kadın mı olmuştum? O zaman buradan çıkan sonuç, eski karı-kocanın arkadaş olamayacağı mıydı?
Benim hayatıma biri girdiğinde o kabul edecek miydi bu yemekleri? Muhtemelen hayır.
Peki saklanarak görüştüğün biri senin arkadaşın mıdır? Muhtemelen hayır. O zaman yenilere haksızlık olmuyor mu? Eski eş olmak ayrıcalıklı bir statü tanımıyor çünkü.

Sanırım olması istenen şey şu:

Evet dost olduğunu ve bunun hiçbir zaman değişmeyeceğini kabul edeceksin. Sonsuza kadar aranızda bir bağ olacağını da öyle. Sevgilisi de olsa, tekrar evlense de ne zaman bir şeye ihtiyacın olsa koşup yanına geleceğini bileceksin. İyi olmasını, mutlu olmasını temenni edeceksin. O aklına geldiğinde hep iyilikler sözkonusu olacak ama sınırlı bir ilişki olacak bu.

Olması gereken bu deniyor; bizlerden bu bekleniyor. Beklentiye uymak zorunda mıyız? Bence değiliz.

Kendi doğrularımızı yaratabilecek, kendi hayatımızı yönlendirebilecek ve yönetebilecek yeterlilik ve yaştayız. Bizim için iyi olanı, güzel olanı idrak edebilecek potansiyele sahibiz. Her ilişkinin bileşenlerinin ve hikayesinin farklı olduğunu kabul etmek zorundayız. Kimseye bunu açıklamak zorunda elbette değiliz ama bizi sevenlerin ve yakınlarımızın bunu anlamasını sağlayabiliriz belki. Dostluk çok değerli çünkü.

couple-598315_960_720

Taraflardan biri değilseniz düşünmeniz gereken bence şu;

Resmin içinde değilsiniz; uzaktan bakıyorsunuz. Uzaktan da çok önemli bir çok detayı atlıyor olabilirsiniz. Uzaktan görüp yolu tıkıyor sandığınız küçük karaltı belki de bir engel değil suyun akışını yönlendirmesi için bilinçli konulmuş bir kaya parçası. Yaklaştığınızda çok farklı şeyler görebilirsiniz. 

Tarafların ise düşünmesi gereken şu;

Resmin içinde olunca görünenle, tepeden bakınca görünen aynı olmuyor. Zihnimiz bulandığında tepeye çıkıp bir bakmak lazım. Oradaki manzara çok farklı şeyler söyleyebilir bize; göremediğimizi gösterebilir, bizi geliştirebilir.

 

Hak eden herkesin mutlu olması dileklerimle,

B.

 

 

 

 

Evliler, bekarlar sağ; boşananlar sol kapıdan lütfen!” için 3 yorum

  1. Çok güzel açıladiniz. sistematik ve açık bir şekilde. bence boşanmış erkek de iyi bir imaj sahibi degil 😑

    Liked by 1 kişi

    1. Beğeniniz için teşekkür ederim. Ama hala kadının dezavantajlı olduğuna inanıyorum:)

      Liked by 1 kişi

      1. kadının sosyal; ekonomik; kültürel; siyasi alanlarda ezildigi her toplumda bu dediğiniz kaçınılmazdir.

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close