Biz uykudayken her şey uykuda mı?

Korku filmlerini sever misiniz?

“Sever de korkar” cinsinden misiniz benim gibi? Bizim nesil öyledir çünkü. Parmaklarını gözüne siper edip aradan Freddy’i izlemeye çalışan Elm Sokağı çocuklarıyız biz. Doksanlarda çocukluk geçirdiyseniz şu tekerlemeyi gözünüz kapalı okuyacağınızdan eminim;

bir iki freddy senin için geldi
üç dört kapını hemen ört
beş altı korumaz seni tanrı
yedi sekiz beni hayallerinde çiz
dokuz on bu uyuduğun uyku son.

bir iki freddy senin için geldi
üç dört kapını sımsıkı ört
beş altı hemen yakala haçı
yedi sekiz yatağa erken gitmeyiz
dokuz on uykuya son.

93DD15D2-5E7C-4A73-94B2-671E7FB748E3

Elm Sokağı Kabusları gibi olmasa da –şükür ki– hepimizin kabuslarla ilişkisi olmuştur.

Anlatılamaz, gerçek dışı ama hatırlanabilir, rahatsızlık verici rüyalar olarak tanımlayabilirim.

Bu rahatsızlık bazen sıçrayarak uyanmamıza bazen ertesi günün sabah saatlerini sersemce geçirmemize neden olabilir.

Kabusları sevmeyiz.

Görende mutlaka iz bırakacağını düşündüğüm bir resim var;

“The Nightmare”

9D0AA6A6-DC4F-461F-A74C-C555D623A83D

Bu resmin bir reprodüksiyonunun Freud’un ofisinde asılı olduğu söylenir.

Resim Henry Fuseli’ye ait.

Bakınca ne hissediyorsunuz?

Dehşet ve korku muhtemelen. Benim tüylerini diken diken ediyor. Hala görmeye alışamadım. Her seferinde irkiliyorum.

Resmin verdiği baskın duygu olan korku, hem karabasan öğelerinden, şeytani görünümlerden hem de kadının yatış pozisyonundan kaynaklanıyor.

Kadının üzerindeki karabasan ve perdenin ardındaki korkunç şeytani figür uzun süre resme bakmama engel oluyor. Çok cesur biri sayılmam:)

Yoğun bir cinsel havanın sezildiği resmi, eleştirmenler Fuseli’nin karşılık göremediği bir aşkına yönelik intikam isteğini resmetmesi olarak yorumluyormuş.

Tuvalin arka yüzünde tamamlanmamış bir kadın portresi varmış, bu portrenin o kadın olduğuna inanılıyor.

Karabasanın o dönemde uyuyan kadınların üzerine çöken ve onlarla cinsel ilişkiye giren bir yaratık olduğuna inanıldığını da belirtelim.

Bu resimden sonra, Fuseli’nin arkadaşı olan Nicolai Abraham Abildgaard da kendi “The Nightmare” uyarlamasını çizmiş.

BCF951CB-0B25-40C4-9339-D502B5488F58

Bu resimde çok daha belirgin bir erotizmin kabus hali var.

İkisi de çok etkileyici, akılda kalıcı ve kesinlikle çok korkunç!

Kabus, karabasan, rahatsız uykular, şeytani figürler…

Hepimizin dönem dönem aşina olduğu rahatsızlık verici zihnin oyunbaz özneleri.

Ben burada size gördüğüm kabuslardan, bendeki etkisinden bahsetmeye çalışsam ya okur geçersiniz ya tamamlamadan sonuna atlarsınız. O, sadece benim dehşetim olur ve o duyguyu size geçiremem.

Ama sanatçı bunu yapar.

Öyle çizer, öyle boyar ki -üsttekiler gibi- bakınca tüyleriniz ürperir; öyle bir fotoğraf çeker ki gerçekliğinden korkar, rafınızda, göz hizanızda tutmak istemezsiniz; öyle bir betimler ki sayfayı kapatır; evin tüm ışıklarını açarsınız.

İyi ki varlar; sanat olmasaydı bazı şeyler nasıl bu kadar çarpıcı ve keskin ve net olarak anlatılacaktı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close