Bana biraz zaman ver!

Büyük şehirde doğup büyüdüyseniz küçük bir şehre yerleşmek ister misiniz?

“Ne yaparım ben orada, nasıl vakit geçiririm” diyenlerden misiniz; “Aaa ne harika, İstanbul beni zaten boğuyordu” diyenlerden mi?

Küçük şehirlerde yaşamak bana davulun uzaktaki sesi gibi geliyor. Hoş yani.

7F89856D-EC0C-45B0-98EB-81FA31DB54E4

İstanbul’da doğdum, büyüdüm, yaşıyorum ve son birkaç yıldır küçük bir Ege şehrine yerleşme isteğim var. Bir gün gerçek olacağına inanıyorum.

FDDACFF2-1405-4032-9C45-7AEE293422C9

İstanbul ne harika görünüyor değil mi? Ama hakkında birkaç söz etmek isterim buralı olmayanlara.

Burada çok fazla kötü şey var. “Güzel de çok şey var” dediğinizi duyuyorum ama emin olun o güzelliklerden faydalanamayacaksınız. Şöyle ki;

Eğer memur ya da adayı olarak atama, tayin vs peşinde iseniz; gelmeyin, yazmayın, istemeyin.
“Ege’ye kaçacaksın, sahil kasabasına yerleşeceksin arkadaş; açacaksın rakını, ufku seyredeceksin” gibi romantik fikirler yüzünden değil en rasyonel tarafından açıklamak istiyorum dilim döndüğünce.

İstanbul cazibe merkezi gibi duruyor uzaktan. Her akşam sınırsız seçenek, her gün bir yerde kültürel bir aktivite… Gerçekten de sıradan bir akşam için onlarca alternatif var yapacak ama yapamıyorsunuz, inanın yapamıyorsunuz çünkü trafik var.

Örnek;

Mersin’de yaşayan arkadaşım bir akşam konsere gidecekti.
6’da işten çıktı, yürüyerek yemek yemeye gitti, sonra vakti kaldı konsere kadar bir yerlerde çayla kahveyle oyalandı. Nihayetinde yaylana yaylana konsere gitti.

Ne kadar güzel” dedim,
Yapma allasen İstanbul’dasın sen” dedi.

Aynı senaryo İstanbul’da şöyle işlerdi;

6’da işten çık. –Konser alanına yürüyerek gitmek gibi bir durum olmadığını belirtmeye gerek yoktur sanırım.– Arabayla gidecek olsan, zaten plaza bölgesinden çıkman 45 dk. O yüzden metroya bin.

Metro tabii ki çok kalabalık, tam iş çıkışı. Sefil olmuş halde metrodan in. Muhtemelen bir de taksiye binmen gerekecek üstüne.

Ah, bir sn! Yemek yemedin.

Ama yemek yiyecek olsan konsere nasıl yetişeceksin, yemeyecek olsan keyfin yarım kalacak.
O zaman konser kalsın ya, haftasonu yine olursa o zaman gidersin.

BB8C16F7-DE49-4601-8866-1C98785DFA9D


Sonra çok pahalı. Yine aynı örnekle gideyim;

Arkadaşım Mersin’de 900 tl kiraya mis gibi evde oturuyor. Otoparklı, temiz bir sitede. Benzer segment bir ev İstanbul’da en az 1700 lira olacaktır. En iyimser tahminle 200 tl aidat ilavesi ile.

Onun öğle arası kahvesi 2 lira bizim 4,5.
O pazar kahvaltısına maksimum 50 lira ödüyor iki kişi için, biz 90 lira.
E sen de kahvaltını evde et bu ne artistlik” derseniz de aynı ürünlerle bir market sepetinin de benzer oranda farklılıklarla dolacağını belirteyim. Kahvaltıyı sadece bir örnek olarak verdim. Meyve-sebze fiyatlarında da farklılıklar uçuk.

Bir de şu an aklıma gelen bir detayı vereyim ki bence çok önemli. Orada 9 liraya yediğimiz tantuni burda 22 lira!

Üstelik son derece gelişmiş ve yaşanabilir bir şehir ile kıyas yapıyorum. Urfa’da 1,5 yıl boyunca 300 lira kiraya 5 odalı evde kaldığımı da belirtebilirdim:)

Sonra burada insanlar deli, herkes delirdi. Şehir bizi delirtti. Yol vermeme yüzünden birbirimizi öldürebiliriz, hepimiz insanlardan nefret ediyoruz. Kimsenin kimseye tahammülü yok.

Taksiciler sürekli bizi dolandırmaya çalışıyor, Arap müşteri yakalamak için AVM önlerinde ağızlarının suyu akarak bekliyor. Havaalanından yakın mesafe bindiysek anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor eve gidene kadar, şoför beyin sert vites atışlarıyla.

Haftasonu karşı yakada bir yere gideceksek buluşma saaatimizden üç saat önce mi çıksak dört saat mi emin olamıyoruz.
Yandex olmadan yaşayamıyoruz, yeşilse ayakkabımızı falan giymeden kendimizi köprüye atıyoruz fırsatı kaçırmamak için.

Bir yağmur yağıyor, şehir felç oluyor. İşten eve gidişimiz 4 saat falan atıyor. Metroyu su bastığı için metroya da binemiyoruz.

Ruhum daraldı yazamayacağım daha çok, gidip biraz dalga sesi dinleyeyim bilgisayardan. Sonra geri gelirim:)

4F127E4B-30EC-41D4-91A0-B4B586966D66

Küçük şehirlerde yaşamak sözkonusu olduğunda bekar bir genç memuru örnek alıyorum ve kafamdaki yaşamı ortalama olarak şöyle bir şey;

Öncelikle kolay zengin olunabilir gibi geliyor bana:) Zengin olmaktan kastım da para biriktirebilmek.
Maaşını nereye harcayacaksın mesela?
Kiralar ucuz, yeme içme ucuz, ulaşım da öyledir herhalde. Araban varsa benzin masrafın yok, her yer yakın çünkü. Benzin masrafın yoksa otomatik zenginsin zaten bence:)
Bu koşullar altında maaşın cebinde kalıyor diye düşünebiliriz sanırım; borcun harcın, geçindirmek zorunda olduğun bir ailen yok ise.

7520E4AE-7C26-42D1-8989-6D3D8BC42BE2

Bu girizgahı yapma sebebim; geçim derdi olan insanın bizimki gibi üfürükten dertlerle uğraşacak zamanı da şımarıklığı da olmadığına duyduğum inanç.
Yani aşağıda keseceğim ahkamlar tuzu kuru insanlar içindir.

Geçim sıkıntısını elediğimizde geriye iç sıkıntısı kalıyordur. Davulun sesi bana hoş olduğu için onu da çözüyorum hemen.

Bu bir fırsat! Değerini bil ve kendini geliştirmek için çabala çabalayabildiğin kadar!
Altıda evde olsan bütün gece senin düşünsene.
Spor yapabilirsin, kitaplarını okursun, arkadaşlarınla/sevgilinle –eğer varlarsa– görüşürsün, film izlersin, tekrar üniversite bile okursun, dil öğrenirsin.
En değerli şeye sahipsin çünkü; zamana!

 

 

Eğer iç motivasyonun var ise ne istersen yaparsın. Bir yıl içinde tamamen donanabilir hatta bambaşka bir insan olabilirsin.
Elbette ben uzaktan gördüğümü söylüyorum. Ben olsam bunları yapardım diye düşünüyorum. Seçme şansım olsa dönemsel de olsa denerdim bunu, kesinlikle denerdim.

Dikkat dağıtan ya da enerji tüketen şeyler olmayınca insan mecburen kendine yatırım yapmaz mı? Bütün gün kendini internete vermeyecekse.
Ben olsam dil öğrenirim diye düşünmüşümdür hep.
Urfa’daki bir yılımda sıkıntıdan Aöf’de Sosyolojiye yazılmıştım; satranca başlamıştım, okuduğum kitabın sayısını bile bilmiyorum. Kargo görevlisi ile arkadaş olmuştuk:)
Hep o kısıtlı zamanda yaptıklarımı baz alıyorum.
Elimde zaman vardı ve zaman da ben ne istersem, nasıl istersem bana öyle hizmet ediyordu. Bundan büyük lüks biliyor musunuz?

Uzun uzadıya düşünsem herhalde onlarca detay gelir aklıma. Sözün özü şu ki, küçük şehir uzaktan bakınca bana çok lüks geliyor.

Söylediklerim deli saçması gelebilir ama ben de çok akıllı sayılmam zaten. Öyle değerlendirin:)

İyi haftasonları…

Bana biraz zaman ver!” için 2 yorum

  1. Çok güzel yorumlamışsınız emeginize ve kaleminize sağlık. Umarım bir gün benimde dileğim gerçek olur sahil kasabasında bahçeli evimde mavi ve yeşilliğin içinde kaybolmuş bir halde 🙏🙏🙏

    Beğen

    1. Beğeniniz için teşekkür ederim. Benim de dileğim bu. Şehri severek isteyenlere bırakabilirim:) Ben ne istediğimi biliyorum ve kesinlikle İstanbul’da değil:)

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close