Kim var imiş biz burada yoğ iken?

İki gün önce blogda magazinel içeriği epey yüksek bir yazı yazmıştım. İçinde Şeyma Subaşılar, Deniz Sekiler geziniyordu:) Niyetim magazin yapmak değil kadın aleyhine cinsiyetçi dili eleştirmekti ama en nihayetinde yine şok şok şok basınına hizmet etmiş oldum:)

Bu blogu açarken sanat ağırlıklı paylaşımlar yapma niyetim vardı; son zamanlarda bu amaçtan biraz saptığımı görüyorum. Konu beni rahatsız edince, sitemin kuruluş amacına uygun bir içerikle geri gelmek istedim.

İçime sinen ve sanata dokunan bir inceleme bulacaksınız aşağıda.

DAC5F5BA-4C45-4E1A-9503-E3F1BCBB655B

Nefes kesici güzellikte bir resim dizisinden bahsedeceğim. Bilenler anımsamış, bilmeyenler de büyülenmiş olur.

Ressamımız Thomas Cole tarafından aşkın bir duygunun ve hayal gücünün ve yeteneğin sonucunda doğurulmuş bir dizi bu.

The Course of Empire

Seri beş muhteşem resimden oluşur. Resimler, bir imparatorluğun doğumundan çöküşüne tasvirleri gösterir. Bu süreç içinde doğanın değişimini de izleriz.

Benim sınırlı kelimelerimle ifade edilemeyecek kadar güzel bu seriyi izlerken doğanın değişimini referans alabilirsiniz.

Şu şekilde;

1. The Savage State

ECAD7FA7-8652-40C1-9472-2DD47B909C4F

İlk resmimiz doğal yaşamı gösteriyor. Yerli halk yaşantısı gözlenebilir. Avcılar, çadırlar, nehirdeki kanolar doğal seyrinde bir yaşamın belirteçleri. Doğa bakir doğa. İnsan yapımı çok detay yok. Fırtına bulutları ve dağ vahşi doğanın gücünün kanıtları gibi.

Serinin bütün resimlerinde arkadaki dağı göreceksiniz.

2. The Arcadian or Pastoral State

7AB0B729-3E38-41A5-8827-62B6D770517B

İlk resimdeki fırtınalı hava yerini bahar-yaz gününe bıraktı. Artık avcılar değil çiftçiler var. Hayvancılık da başlamış. Gölgedeki yaşlı adam yere bir şeyler çiziyor, matematik, mantık, bilim başlamış olabilir mi?

Kanolar yerlerini ilkel gemilere bırakmaya başlamış. Asker de olduğuna göre artık ordu ve savunma ihtiyacı var demektir.

3. The Consummation of Empire

082049C4-AF4D-4DDF-885C-56EF2DD9CCF5

Vadiye ne oldu? Dağ yerinde ama doğanın yerinde artık mermer imparatorluğumuz var.

Nehir girişi artık görkemli sütunlarla tutuluyor. Vadinin her yanı abidevi mermerlerle süslü. Tapınaklar din anlayışının da farklılaştığının ifadesi gibi. Artık koca bir imparatorluğuz.

Vahşi doğa yerini insan elinden çıkma yapılara bıraktı. Ressamımız Helenistik mimariden epey etkilenmişe benziyor.

Süslü bitkiler insanın artık doğayı kontrol ve hatta hüküm altına aldığının kanıtı. Yapay çeşme de bu kontrolün bir başka göstergesi.

4. Destruction

76DFF526-8A9E-4715-B13C-B1B4EAEB7E80

Doğanın öfkesi insanın öfkesine karşı.

Üçüncü resimdeki barış ve zafer ortamından artık eser yok. Doğa öfkesini fırtına, rüzgar ve ateş ile gösterirken insan da olanca şiddetini ortaya koymuş, Nehir girişindeki koruyucu sütunlar da dahil her şey yok olmuş. Köprü savaşanların ağrlığını taşıyamamış.

Bir askerin elinden kurtulmaya çalışan kadın figürü seksüel şiddetin de başladığının göstergesi olarak okunabilir.

Her şey yok oluyor.

5. Desolation

C1EFB1D9-75B1-4C1D-B5D0-38D00DF50435

Yıllar sonra…

Geriye ne kaldının cevabı olan beşinci resim bize sonuçları sunuyor. İnsan elinden çıkma yapılar yok olmuş ve tekrar doğaya dönüş başlamış. Ama en baştaki denge dırumu artık yok farkındaysanız. Bitkiler ya kurumuş ya aşırı büyümüş ve etrafı kaplamış.

Medeniyet düşmüş. Görkemli sütunların üstü şimdi kuşlara ev olmuş.

Herkes bilsin istiyorum böyle resimleri. Kuytularda kalmaları haksızlık.

Böyle yoğun resimleri küçük küçük karelere ayırarak okumak lazım. Bütün olarak sadece estetik haz verirler.
Resim sanatının zirvelerinden birinden bahsettiğimiz için isterim ki minik minik bölüp okuyun, inceleyin, seyredin.
Şaşkınlığa uğratacak kadar büyüleyici detayları var; kaçırmanızı istemem.

Karacaoğlan’ın aşağıdaki dizeleri bana bu resim serisine çok uygun geliyor. Koca imparatorluklar yoktu, var oldu, hükmetti, tükendi, tekrar toprağa döndü.

Kim var imiş biz burada yoğ iken…

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağuları sağ iken
Kahpe felek vermez benim muradım
Viran oldum mor sümbüllü bağ iken
Aradılar bir tenhada buldular
Yaslandılar şıvgalarım kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim ala karlı dağ iken
Farımaz da deli gönlüm farımaz
Akar gözlerimin yaşı kurumaz
Şimden geri benim hükmüm yürümez
Azil oldum güzellere bey iken
Karac’oğlan der ki bakın geline
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken

Ne diyordu bir blog yazarı;

Sanatın ışığı üzerinize olsun efendim.

Kim var imiş biz burada yoğ iken?” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close