Bahsi Geçen Meseleler

Blog yazılarına ulaşmak için başlıkta yer alan açılır menüdeki kategorilerden seçim yapabilirsiniz.

cropped-pierre-auguste_renoir_-_luncheon_of_the_boating_party_-_google_art_project.jpg

Sanat Neden Var?

Herkesin farklı cevaplayabileceği bir soru ve bence tek doğru cevabı yok.

“Sanat için midir? Toplum için midir?” tartışmasından çok daha fazlası olduğundan eminim.

Kişiyi dolayısıyla da toplumu dönüştürmek için olduğuna inanıyorum. Sanatçının kendisi için olduğuna inanıyorum. En sonunda da benim için olduğuna inanıyorum. Benim için demek; benim, sizin, herkes için demek oluyor.

Alınan hazla çok ilişkilidir mesela. Aldığımız haz bağlılık geliştirmemize neden olur. İlgimizi ona veririz bu da değişim getirir, bakış açımızı genişletmemizi sağlar. En nihayetinde “iyi” oluruz.
Bu, iyi bir insan oluruz demek değil. Ruhumuzu yatıştırması bizi mükemmel yapmaz ama iyi gelir.
Hem yatıştırıcı hem coşturucu etkisi var. Terapi niteliği var ama üzerinde uzun uzadıya konuşulması gereken bir yön bu. Kişiyi dolayısıyla da toplumu dönüştürmek için olduğuna inanıyorum.

Yaşantılarımız, seçtiğimiz sanat eserleri ile muhtemelen ilişkilidir.

“Kitap okurken içinde kendimizi bulduğumuz yerlerin altını çizeriz” demişti adını hatırlayamadığım bir yazar.
Etkilendiğimiz ve bizde bir yere dokunan sanat eserlerinin de içimizde bir karşılığı vardır. Beni çok etkileyen, sizde hiçbir his uyandırmayabilir.
Çünkü belki ben orda babamla olan sahil gezintisini hatırlatan bir detay buldum ve sizin öyle bir anınız olmadığı için sizde hiçbir etkisi olmadı.
Sanat, içimizde bir yerlere dokunur, terapi fonksiyonu sanırım böyle çalışır.

Sanat sadece sanatçının değil izleyicinin de potansiyelini kurcalıyor. Sanatla aşina olanların ama yazıyla ama konuşarak ama üreterek potansiyellerini zorladıklarına şahidim. Bir şeyleri ifade etme gücünü kamçılıyor.

Sanatçı için olan fonksiyonuna da biraz değinmek lazım ama onun çok boyutu var. Onların yaratmak zorunda olduklarına, yaratamadıklarında çürüyeceklerine inanıyorum. Bazı insanlar dünyaya bazı roller için gelmişlerdir.
Freddie Mercury şarkı söylemek, Dostoyevski roman yazmak, Michelangelo da heykel ya da resim yapmak zorundadır.
Bu insanlar bunları yapmasalardı bence hayatları boyunca varoluş sancıları içinde kıvranacaklardı.

Bunu bazen kalemle bazen fırçayla bazen sahnede yaptılar. Üretenler aşkın olan yönlerini paylaştı; paylaştıkça kendileri oldular. Onlar öyle büyürken bizler de izledik. İzlerken büyümeye çalışıyoruz.

Sanat ışıktır ve iyi ki vardır!

 

 

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close